Tarihi 02 Eyl 2026 14 Görüntülenme

Evlik Akşemseddin Camii

Evlik Akşemseddin Camii

Caminin en dikkat çekici özelliklerinden biri geleneksel ahşap yapım tekniğidir. Ahşap kalas ve tahtaların birbirine geçirilmesiyle oluşturulan yapıda çivi kullanılmaması, Evlik Camii’ni Anadolu’daki geleneksel ahşap mimarinin değerli örneklerinden biri hâline getirmiştir. Kare planlı olarak inşa edilen yapının üzeri daha sonraki dönemlerde ahşap bir çatıyla örtülmüş, yanına taş kaide üzerine yükselen yuvarlak gövdeli bir minare eklenmiştir.

Caminin tarihî değerini artıran unsurlardan biri de kıble tarafında bulunan küçük çilehane bölümüdür. Yaklaşık dört metrekare büyüklüğündeki bu bölümün Akşemseddin Hazretleri tarafından inziva, ibadet ve tefekkür amacıyla kullanıldığı aktarılmaktadır. Caminin kapısı üzerinde ise Osmanlı döneminin önemli devlet adamlarından Hadım Sinan Paşa ile ilişkilendirilen bir kitabe bulunmaktadır.

Akşemseddin Hazretleri’nin 1440-1452 yılları arasında Evlik bölgesinde bulunduğuna ilişkin yerel kayıtlar, caminin çevresindeki tarihî ve manevi mirasla birlikte değerlendirildiğinde bölgenin önemini daha da artırmaktadır. Akşemseddin’in burada irşad faaliyetlerini sürdürdüğü ve çevrede önemli bir tasavvuf geleneğinin oluşmasına katkıda bulunduğu kabul edilmektedir.

Caminin çevresi de başlı başına tarihî bir alan niteliğindedir. Yaklaşık yüz metre uzaklıkta bulunan türbede Akşemseddin Hazretleri’nin torunları ve müritleriyle ilişkilendirilen sandukalar bulunmaktadır. Bölgede ayrıca oğlu Nurul Hüda’nın mezarı ile onun adına anlatılan yerel bir rivayetle ilişkilendirilen tarihî çeşme yer almaktadır. Çeşmeyle ilgili anlatı tarihsel bir kayıt değil, yörede kuşaktan kuşağa aktarılan bir rivayet olarak değerlendirilmelidir.

Yüzyıllar boyunca ibadet ve ziyaret mekânı olma özelliğini sürdüren Evlik Akşemseddin Camii; mimarisi, çilehanesi, türbeleri ve çevresindeki kültürel mirasla birlikte İskilip’in tarihî kimliğinin önemli parçalarından biridir. Yaklaşık altı yüz yıllık geçmişiyle yapı, Anadolu’nun ahşap mimari geleneğini ve Osmanlı döneminin tasavvufi yaşam kültürünü günümüze taşıyan değerli bir kültür mirasıdır.